
NE OLDU?
Ekim 2026

Aylık Dijital | 1. Edisyon

DAHA BAŞKA NE DENİRDİ?
Absürt bir film sahnesinde olurdu ancak: Ulaştırma Bakanı olduğu sırada batan bir yolcu gemisi için, bakan, “böyle bir geminin varlığından haberim yoktu”, diyor… Kendi bakanlığının yetki ve sorumluluk alanına giren tüm toplu taşıma araçlarından olduğu gibi, batan Filo Jet gemisinin denetimi, kayıt işlemleri ve ruhsatlandırılmasından da doğrudan kendi bakanlığına bağlı Limanlar Dairesi ve Limanlar Başkanlığı sorumlu iken, Erhan Arıklı’nın geminin varlığından haberinin olmadığını açıklaması, düpedüz görevi ihmal ve liyakatsizliğin en açık şekilde itirafı değilse, nedir?
ÖNE ÇIKANLAR

Kıbrıs sorununda yarım asrı aşkın süredir liderlerin masaya oturup sıfır sonuçla kalmaları, New York’taki son buluşmada da tekrarlandıktan sonra, iki liderin bugünkü rollerinin aslında kalıcı bir barış inşa etmek değil; yalnızca "durumu idare etmek"ten ibaret olduğundan başka bir düşünce getirmedi -ne yazık ki- akıllara.

Kıbrıs 1974’te ikiye bölündüğünden bu yana geçen 52 yıllık süreç, Kıbrıslı Türkler açısından hukuki, siyasi, ekonomik ve sosyolojik anlamda hem kurtarılmanın, hem de Kıbrıs Cumhuriyeti’nden kopmanın ağır bedellerini ödedikleri bir süreç olarak kayda geçti.

Türkiye, son yılların en büyük finansal depremlerinden biriyle sarsılıyor. Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) manipülasyon ve usulsüzlük iddialarıyla portföy yönetim şirketlerine yönelik attığı adımlar ve ardı ardına gelen suç duyuruları, milyarlarca liralık devasa bir enkazı gözler önüne serdi.

GÖRÜŞME DEĞİL, TESLİMİYET
Türkiye Kıbrıs Rum tarafından resmen teslimiyet talep ediyor...
Tam bir fetih zihniyeti...
Sanırım bunu Guterres de görüyor, Holguin de görüyor, ancak diplomasi gereği seslendiremiyorlar...
Doğrusunu isterseniz, işte bu bakımdan Holguin'in yaptığı açıklama beni şaşırttı...
İnanamadım...
Suçlayıcı bir üslupla olmasa da ilk kez Tufan Erhürman'ı deşifre etti...
Üçlü görüşmeyi Kıbrıslıtürk liderin "uygun görmediğini" açıkladı…
Tufan böyle bir açıklamayı beklemiyordu herhalde... Çünkü yaptığı ilk açıklamalarında böyle bir teklif olduğunu yalanladı... Holguin onu ele verdikten sonra ise kabullenmek zorunda kaldı, ama ona da bir kılıf uydurdu...

TÜRKİYE İOANNA KUÇURADİ’Yİ KAYBETTİ…
İoanna Kuçuradi felsefeyi insan olma sanatı ve insan onurunu koruma bilinci olarak tanımlayan, Türkiye’nin en önemli filozoflarından ve insan hakları savunucularındandı. Türkiye Felsefe Kurumu Başkanlığı ve Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü kuruculuğu görevlerini yürütmüş olan Kuçuradi, insan haklarının felsefi temellerini inşa ederek, etik ve insan felsefesi alanlarında uluslararası düzeyde öncü eserler bıraktı.
Ölümü, Türkiye’nin düşünce hayatı ve felsefe camiası için "hocaların hocası"nı ve vicdanlı sesini kaybetmek anlamını taşıyor. İnsan haklarının sadece hukuki bir metin değil, evrensel bir etik değer olduğunu savunan Kuçuradi’nin yokluğu; Türkiye'de insan onurunun savunulması, adalet bilincinin geliştirilmesi ve gelecek nesillere "insan kalma" erdeminin aktarılması yolunda büyük bir rehberin eksilmesi demek…
YAZARLAR

Şener Levent
"Ki Büyümezler Bir Daha"
SOL KÖŞE
İŞTE BUNDAN SONRAKİ HAYATINIZ
Bundan sonra ne olacak diye soranlar var. Ne olacağı belli. Türkiye adanın kuzeyini dilediği gibi dizayn edecek. Telefondan sonra sıra elektriğe de gelecek. Su, telefon ve elektrik üçlüsü tamamlanacak. Buna bir de limanlar eklenecek, Sonra yargıya çekidüzen verecek. Kıbrıslı Türk toplumu izolasyonlar altında ezilmeye ve uluslararası hukuk dışında kalmaya devam edecek. Seçimde hükümete kim gelirse gelsin, bunları değiştiremeyecek!
SORGUCU
%63 ESERİYLE GURUR DUYABİLİR
Vaktiyle Mevlüt Çavuşoğlu "İki devlet" deyince, Akıncı buna karşı çıkmış ve o masada sesini yükseltmişti. Geriye kalanlar ise susmuştu. 2020'de Akıncı'yı engellemek için Erhürman aday olmuştu. Siz bunu da görmek istemediniz. Bir darbe ile Akıncı devrilince Tatar kazandı, ama Tufan'ın da önü açıldı. Ve 2025'te %63 oyla onu seçtiniz. Ankara'nın planı iyi işledi. Tufan geldi ve müzakere masasını havaya uçurdu. Şimdi %63'te payı olan herkes eseriyle gurur duyabilir!

Hazar Ergüçlü'ye Altın Koza’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü
33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali, sinema dünyasında büyük yankı uyandıran önemli bir ödül törenine ev sahipliği yaptı. Başarılı oyuncu Hazar Ergüçlü, yönetmenliğini Alphan Eşeli’nin üstlendiği "MUTTER: Bir Annenin Hatıra Defteri" filmindeki etkileyici performansıyla "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünün sahibi oldu.
Tören gecesine yalnızca oyunculuk başarısıyla değil, sahneden yaptığı toplumsal duyarlılık odaklı açıklamalarıyla da damga vuran Ergüçlü; tek tipleştirmeye karşı duruşunu vurgularken, madenci ailelerinin yaşadığı acılara ve toplumsal adaletsizliklere dikkat çekti. Filmin toplam dört ödülle kapattığı festivalde gelen bu büyük başarı, hem sanat camiasında hem de medya gündeminde geniş ses getirdi.

AFİŞ GÜNLÜĞÜ
İsmail Cem Özkan'ın
NE DEDİLER?
BENİ İÇERİ SOKUN
Rüşvetten tutuklanan benim özel kalemimdi. Sahte diplomadan yargılanan Yorgo'nun dostudur, hastanede alkollü mamadan ölen çocuğun döneminde sağlık bakanı amcamdı. Sahte diplomalı vekil halamın oğludur, durmadan borçlanan da genablamın damadı Tombalak Hayri'dir! Sokun be beni içeri!
Şifa Çika
UTANMAMIZ GEREKİYOR
Şu an hayatta olmaktan ve yaşıyor olmaktan utanmamız gereken bir dünyada yaşıyoruz.
Öyle bir dünya ki, insan denen canlı türü egemen ve alçak emperyalist ülkeler eliyle mazlumlara her türlü kötülüğü yapmakta. Ve utanmadan yaşıyor olduğumuz hayatlarda en büyük sloganımız: "Benim çocuğum güvende!”
Taçam Gökbörü
SONRA DA KIZARLAR
Tonlarca bütün kuzu etinden sonra, tonlarca domates ve hıyar yakalanmış. Nerede? Haspolat'ta... Hani, oradan kapı açılmasını isterler ya! Sonra da kaçakçıların işini mi kolaylaştırmak mı istiyorsunuz dediğimizde kızarlar.
Ülker Fahri
BİZ DEĞİŞMEDİK SİZ BENZEŞTİNİZ
Ben ve benim gibi düşünen bazı arkadaşlar ülkemiz hakkında dün ne diyorsak bugün de aynı şeyleri söylüyoruz. Aynı şeyleri savunuyoruz. Tek fark eskiden bizi UBP ve türevleri eleştiriyordu, bugün CTP ve türevleri eleştiriyor. Biz değişmedik ama siz çok benzeştiniz.
Hasan Ulaş Altıok

BİZİM DUVAR
“BAKAN” OLAN KÖR OLUR!
TÜNEL
KISACA...
Rum hükümet sözcüsü Konstantinos Letymbiotis "Karma evliliklerden doğan çocuklara vatandaşlık verilmesi güven artırıcı önlem değil" dedi. Aynen katılıyoruz. Her devletin vatandaşlık kriterleri olduğu gibi Kıbrıs Cumhuriyeti'nin de vardır. Erhürman KKTC'nin her gelene vatandaşlık vermesiyle ilgilensin. Hade "Rumcu" deyin bize…
BİZİM MANDRA
Limanları ziyaret eden Faiz Sucuoğlu, limanların durumundan "utandım" derken, Erhan Arıklı da "Ya limanları özelleştirin, ya da Ulaştırma Bakanlığı'na devredin dedik ama ne yazık NATO kafa NATO mermer" diyerek kendini sözde savunmaya çalışır! Sen "üçlü gombinanın" ortağı ve başbakan yardımcısıydın! Laf üreteceğine neden iş üretmedin de limanların bu kadar kötü durumuna göz yumdun?
GÖZDEN KAÇMAYANLAR...
Gazeteci Can Ataklı "Yeni tarihi dizi çekilse adı ne olur?" diye bir soru sordu "Nefes"te yayımlanan yazısında. Ve şöyle cevap verdi: "Yandaş kanallarda 'tarihi' diziler yayınlanıyor ya... Uyanış Selçuklu, Diriliş Ertuğrul var. Kuruluş Osman. Yıllar sonra belki yeni bir tarihi dizi çekilir. Soyuluş Türkiye…" Tam isabet kaydetmiş Can Ataklı…
VİRGÜL
Yeni Parti Başkanı Özgür Özel, AKP'li Fatma Betül Sayan Kaya'nın fona yatırdığı parayla 27, çektiği parayla ise 367 dairenin alınabileceğini söyledi. Özel, "Bu soygunun ekonomiye maliyeti 90 milyar dolar" dedi. Ampulcüler Türkiye’yi soymaya devam ediyor…
BİR YILDIZ KAYDI...
Kıbrıs Türk rock müziğinin usta yorumcularından, değerli müzisyen İlhan Erbil Çinkayalar’ı 2026 Ağustos'unda kaybettik... Yıllar boyunca sahnelerde sergilediği güçlü performansı, özgün yorumu ve müziğe olan sarsılmaz tutkusuyla adadaki müzik kültürüne unutulmaz katkılar sağlayan İlhan Erbil, Kıbrıs rock sahnesinin mihenk taşlarından biri olmuştur. Müzik kariyeri boyunca besteleri, yorumları ve yetiştirdiği değerlerle hafızalarda silinmez izler bırakan usta sanatçı; sadece müziğiyle değil, dürüst ve mütevazı kişiliğiyle de tüm sevenlerinin gönlünde taht kurdu... Zamansız vedası, adamızın kültür ve sanat camiası için olduğu kadar onu seven herkes için de yeri doldurulamaz bir kayıptır...

ARŞİV
AVRUPA 9 OCAK 2001

AVRUPA'DAN MEKTUP
BİR ÖNLÜK HİKAYESİ
İlkokul ana sınıfındaki çocuğun göğsüne "8 milyon borcunuz var, ödeyin" yazısı iliştirip evine gönderen öğretmen, dünkü haberimizden sonra çocuğun annesine giderek ona sarıldı, özür diledi, bunu kötü bir niyetle yapmadığını anlattı.
Önlük parası olan 8 milyon lirayı ödeyemeyen aile hakkında, dün biz de biraz daha bilgi sahibi olduk. Aile yoksul bir aile.
Geçimini zar-zor sağlıyor.
Çocuklarını ilkokulda okuturken bile sıkıntı çekiyor.
Ailenin minik kızı Mahmure okulda yardıma muhtaç öğrenciler listesinde birinci sırada...
Okul Müdürü Salahi Sonatlı Bey, aydın, ileri görüşlü bir kimse. Velilerin sıkıntılarını paylaşmak için çırpınıp duruyor. Görev yaptığı eğitim yuvasında, vicdani sorumluluğun bilincinde...
Olup bitenlerden üzüntü duymuş o da...
Ama olayda kesinlikle kötü bir niyet olmadığından emin...
Öğretmenliğin basamaklarında olan
genç bir bayan öğretmenimiz, sorumlu olduğu bir parayı tahsil etmek için nedense bu yola başvurmuş...
Sonuçlarının boyutlarını hesaplayamadan belki...
Dünkü kucaklaşmalardan ve karşılıklı anlayıştan sonra, bunun bilmeyerek işlenen
bir hata olduğundan, bizim de kuşkumuz kalmadı.
İCAZETSİZ EN UZUN ÖMÜRLÜ MUHALİF GAZETE
Bir gazetenin hayatında 30 yıl az bir zaman dilimi değil. Basın tarihimizde yayınlanıp da kapanan gazeteler içinde bu kadar süreyi tamamlayan gazete yoktur. "Bozkurt" gazetesi dışında. Bir zamanlar topumumuzun en önde gelen gazetesi olan "Bozkurt" 1951-1988 yılları arasında yayınlandı ve 37 yıllık yayınından sonra kapandı. Halen yayınlanmakta olan basılı gazeteler arasında "Halkın Sesi" topumun en eski gazetesidir. 17 Eylül 1987'de ilk sayısını yayınlayan gazetemiz "Avrupa" basınımızda yeni bir çığır açtı. Bugün 30 yaşında!












