AVRUPA
İcazetsiz yazılar | haber | yorum | arşiv
NE OLDU?
27 Temmuz - 2 Ağustos 2026



BUNDAN SONRA NE HALİMİZ VARSA GÖRÜR MÜYÜZ?
Türk tarafının iki devlet ısrarı bu masayı da devirdi. Adada uzun bir belirsizlik dönemine daha girildi… Ankara’nın talimatları ile bu masa buraya kadar… Tufan Erhürman da bu talimatların dışına çıkamadı ve Ankara ne dediyse onu yaptı… 5+1 toplantı ile ilgili kesin bir tarih verilmezken, Guterres “Sonuçsuz daha fazla 5+1 toplantısı yapmak istemiyorum” dedi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, yıllardır yerinde sayan barış sürecine yeni bir soluk getirmek umuduyla Kıbrıs'taki liderleri bir kez daha bir araya getirdi. Sonuç, yine beklentilerin çok gerisinde kaldı. Görüşmelerden hiçbir ilerleme sağlanamadı, resmi müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilişkin bir anlaşma yapılamadı ve iki taraf arasındaki temel anlaşmazlıkların azaldığına dair hiçbir işaret görülmedi.

Hasan Düzgen henüz 39 yaşındaydı. Aracının yanında durduğu sırada, ülkede kaçak olarak ikamet ettiği belirtilen Kongolu bir sürücünün dikkatsiz ve sorumsuz sürüşü sonucu yaşamını yitirdi. Geride yalnızca acılı bir aile değil, yanıt bekleyen birçok soru kaldı. Bu soruları sorumlulara yöneltiyor ve yanıt talep ediyoruz.

Kıbrıs'ta mülkiyet krizinin giderek yargı salonlarına taşındığı bir dönemde, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın Kıbrıslı Rumların da Kuzey'de tutuklanabileceğ yönündeki açıklaması, çözüm arayışından çok karşılıklı misilleme siyasetini meşrulaştıran bir tartışmayı beraberinde getirdi.

BARIŞIN KENDİSİNİ DEĞİL, İHTİMALİNİ SEVDİK...
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in sonuçsuz kalan son çabasının ardından, Kıbrıs’tan ayrıldığında geride kutlanacak pek bir şey yoktu ne yazık. Müzakereler bir kez daha hiçbir ilerleme kaydedilemeden sona erdi. Ne tarihi bir karar, ne tarihi bir bildiri, ne bir yol haritası, ne de taşları gerçekten yerinden oynatan başka birşey var ortada. Yalnızca diyaloğun devam edeceğine dair vaatler içeren, özenle kaleme alınmış diplomatik açıklamalar… Ama neden?
SOL KÖŞE
BİR HUKUKÇUYA YAKIŞIR MI?
Türk tarafı 1974'te gaspettiği Rum mallarına sahte koçan verdi ve böylelikle adada hırsızlığı meş- rulaştırdı. Rum tarafı güneyde kalan Kıbrıslı Türk malları için kimseye koçan vermedi, sadece kullanım hakkı verdi. Hal böyleyken Tufan Erhürman çıkıp, "Rumların yaptığı tutuklamalar gibi biz de tutuklama yapabiliriz" diyor. Ağzından çıkan bu lafı kulakları duymuyor anlaşılan. Bir hukukçuya yakışır mı? Hamasetçilerin gönlünü okşamak çok hoşuna gitti galiba…
SORGUCU
BU MASADA BİZ YOKUZ
Tabii ki Guterres masasının devrilmesinin en önemli nedeni Türkiye'nin iki devlet ısrarıdır. Guterres bu durumda neden 5+1 konferansı için çağrı yapsın ki... Bunun başarısızlığa uğrayacağı başından belli. İki devlet BM parametrelerine uymuyor. Rum tarafı da zaten bunu reddedecek. Türkiye'nin iki devlet ısrarı neyi gösteriyor? ABD ile İngiltere'nin de bunun arkasında olduğunu. Türkiye onları arkasında hissetmese bu ısrarını sürdüremezdi. Bize gelince... Tufan Erhürman Türkiye'nin çizdiği çerçevenin dışına çıkamadığı için, masada biz yokuz!

AFİŞ GÜNLÜĞÜ
İsmail Cem Özkan'ın
İsmail Cem Özkan, 1986'da İsviçre'de karikatür dalında "Barış" ödülü de dahil olmak üzere birçok ödülü bulunan, uzun yıllardır çizgi, tasarım ve gazetecilik alanlarında eserler veren Türkiye'nin önde gelen sanatçılarındandır. Kendisi aynı zamanda Galata Gazetesi'nin kurucusu ve sahibidir.
ÖNE ÇIKANLAR
YAZARLAR

Levent Atikoğlu
"Tufan Bey Olmayan Pusulasını Şaşırttı"
NE DEDİLER?
HEM NALA, HEM MIHA
Hem elçiye ziyaret, hem de Guterres’e pankartlı karşılama. Tam deyim oturdu. Gündüz camiye, gece kiliseye. Ne yaptığını veya yapacağını bilmeyen, kavram karmaşası içinde bir oraya, bir buraya savrulan abuk subuk bir güruh oldu bunun içindeki herkes. Ne istediğinize ve kiminle ne yapacağınıza karar verin artık.
Turgut Çalıcı
BU DÜZEN YÖNETENLERİN DÜZENİDİR
Nakit yardımla yaşamaya çalışan bir vatandaşın eline geçen para yaklaşık 665, 82 avro. Milletvekillerinin, bakanların ve başbakanın maaşı ise yaklaşık 8,519, 32 avro. Soruyorum: Bu nasıl bir düzendir? Bir tarafta ay sonunu getiremeyen insanlar, diğer tarafta halkın vergilerinle yüksek maaş alan yöneticiler… Buna mı adalet diyorsunuz?
Şefik Dereli
BARIŞA KARŞI OLAN HERKES
Vatan, yasalar, ya da imparatorlar adına işlendi diye soygun daha az soygun değildir… Kıbrıs’ta barışa karşı olan herkes bilin ki hırsızdır ve ortaya koydukları her soruna yanıt ürettikçe soruları değiştirecekler, karmaşa yaratmayı görev bileceklerdir. Çünkü hırsızlar ancak bunu yapabilir.
Saadet Alpar
BU RESMEN KATLİAMDIR
Adam sabah çıkacak evinden, evlatlarından ayrılıp işine gidecek… İş yaparken sarhoş olduğu söylenen, ülkeme gelir gelmez araba sürme hakkı verilen, ne yaptığı, nasıl yaşadığı belirsiz, belki de kayıt dışı ve belki de kaçak biri adamın canını alacak ve sonra da oradan kaçacak. Resmen katliamdır. Eksik olsun böyle eğitim, eksik olsun böyle turizm, eksik olsun böyle para…
Ahmet Özsoy

BİZİM DUVAR
AŞK TARİH DEĞİL Kİ TEKERRÜR ETSİN!
TÜNEL
KISACA...
Ziya Öztürkler “Güven artırıcı önlemlerden önce güvensizliği ortadan kaldırmak gerekiyor” dedi. Tersinden bakınca çok doğru konuştun Ziya bey! Bu mesele sadece Türklerin Rumlara güvenmesi ile ilgili değil çünkü… Kuzeyde kurduğunuz bu ucube düzende yaşayan insanların da size olan güvensizliğini ortadan kaldırmanız gerekiyor…
BİZİM MANDRA
Guterres’i protesto eden örgütsüz vatandaşların eylemlerinin arkasında Türkiye ve buradaki işbirlikçi yalakalarının bulunduğu, eylem şekli ve sloganlarla pişmiş kelle gibi sırıtır. Türkiye bir yandan Guterres’in çabalarına tam destek verir gibi görünürken, Guterres’e karşı nefret söylemlerine de öncülük etmekte, bunu fiilen ortaya koymaktan da çekinmemektedir. Sokakta adam “Örgütsüz vatandaşlarmış! Hade ordan be!” diye kendi kendine söylenir.
GÖZDEN KAÇMAYANLAR...
Kıbrıs Cumhuriyeti kuzeydeki Rum topraklarını gaspetmek gerekçesiyle bir Türkü tutuklayınca, sağcısı solcusu hukukun siyasi amaçlarla kullanıldığını söyleyip duruyor. Bre ama siz hiç utanmazsınız, 5 Kıbrıslı Rumu kendi evlerinde haneye tecavüz, kendi topraklarında askeri bölgeyi ihlal ile suçladınız, hapse attınız, aylarca süründürdünüz. Siz yapınca hukuki, Rum yapınca siyasi mi olur?
VİRGÜL
Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Mehmet Uçum, Özgür Özel’in başkanlığında kurulan ve toplumdan da büyük destek gören Yeni Parti’nin kuruluşunu CHP için “temizlenme süreci” olarak değerlendirdi. Pişkinliğin böylesi görülmedi. Sizi kim nasıl temizleyecek!

ARŞİV
AVRUPA 25 TEMMUZ 2000

X-Press
REJIMI SARSAN EYLEM
Mudi Eşgüdüm Komitesi tarafından bugün düzenlenen mitingde. gerginlik doruğa tırmandı.
Öfkeli mudiler, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurul Salonu'nu işgal ederek salonu tahrip dereken, eylemcilere müdahale eden polis çevik kuvvet birlikleri halkın üzerine polis otolarını sürerek göz yaşartıcı bomba kullandı. Çok sayıda eylemci yanında olayı izlemeye çalışan gazeteciler de tartaklanarak hastanelik edilirken, bazı gazeteciler de tutuklandı.
Mitingin polis tarafından dağıtılmasının ardından mudiler yeniden bir araya gelerek, bugünden itibaren adanın dört bir yanından gelecek insanlarla halk hareketi başlatma kararı aldıklarını duyurdular.
Mudi eylemi bugün saat 10.00'da Lefkoşa'daki Kuğulu Park'tan toplanan halkın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na yürüyüşe geçmesiyle başladı.
Ellerinde taşıdıkları, "Başsavcılık güzellik uykusunda mı?", "Paramızdan olduk, ailemizden de oluyoruz"; "Ey hükümet geldinse masaya vur"; "ne kan, ne hak yerde kalmaz"; "Mehmet Bayram sonun geldi", "Çetelere ölüm";
"Mudileri de böldüler, asker aldı, sivil kaldı"; "Biz halkız, bizden korkun” yazılı pankartlarla Cumhurbaşkanlığı Sarayı önünde toplanan mudiler, Cumhurbaşkanı Denktaş'ın görüşmeler amacıyla yurtdışında bulunması nedeniyle muhatap bulamayınca, Denktaş'ı istifaya davet eden muhtırayı okudular. Muhtırada Denktaş, tutarsız politika izlemek ve iç politik hesapları uğruna halkı aldatmakla suçlandı.
Daha sonra Cumhurbaşkanlığı bahçesine giren mudiler, garajda duran Cumhurbaşkanlığı makam arabasını yumruklayarak, "Bunlar bizim paralarımızla alındı" şeklinde sloganlar attılar.









